0001-W

Salacak Kıyı Düzenlemesi

Kategori_

Kentsel Tasarım

Tarih_

2020

Ödül_

3.Mansiyon

Konum_

İstanbul,Üsküdar

Ekip_

Bahadır Kantarcı, Ece Avcı, İpek Üstündağ, Yasemin Çetinkaya

Ece Kaya, Yalçın Demircan, Sevgi Aslan


00017-W

“Üsküdar, bir ulu rü’yayı görenler şehri

Seni gıbta ile hatırlar vatanın her şehri

Hepsi der: “hangi şehir görmüş onun gördüğünü?”

                                                                                     Yahya Kemal Beyatlı (İstanbul’un Fethini Gören Üsküdar)


Tarihi yarımadanın o naçizane silüeti Üsküdar için sadece bir seyir manzarası değildir. Çok derin hatıraları vardır. Nelere şahit olmuştur salacak sahili. Savaşlara fethe, coşkuya, hüzne… Hepsinin ağırlığı vardır üzerinde. Tarihi yarımadanın karşısında olmanın sorumluluğu vardır. Gördüklerini anlatma isteği vardır karşıyı selamlıyor olmanın verdiği çeki düzen ile... Bu sorumlulukla bir seyir rotası halini alır Salacak sahil hattı.

Kavuşma Rotası_   Üsküdar Meydanı’ndan Kız Kulesi’ne doğru uzanan rotanın, sahilin devamına kıvrılmadan devam etme isteği vardı sanki. Kavuşma Rotası, bu isteğe cevap olmayı amaçlarken hem yaklaşma arzusu hem uzaktan bakmanın güzelliğini hatırında tutar. Rotanın ucuna yaklaşınca sanki etrafta kimse, hiçbir şey yokmuşçasına, sağ taraf deniz, sol taraf deniz, Kız Kulesi’yle baş başa bırakır. İskele boyunca oluşan kademelenme seyir alanı olarak işlerken, rotanın sonundan kalkan kayıklar Kız Kulesi’ne ulaştırmak için beklerler.

Gelgit Tiyatrosu_    Manzaranın, tüm tarihi açık ettiği arka planda, dalgaların Sultanahmet’ten, Ayasofya’dan haber taşır gibi bir telaşla gelip gittiği manzarayı izletmek üzerine kendini var eder amfi. Alt kısmını dolduran ticari birim ve hemen yanı başında duran kent havuzuyla birlikte sosyal bir kompozisyon oluşturur. Önceden kestirilmemiş yeni senaryoların bir parçası olur. Karşılaşma taktikleri üretir zamanın akışında. Farklı gruplara toplanma mekanı olur, yalnızlığıyla sosyalleşenlere de kucak açar denizin dinginliğine karşı.

Kent Havuzları_   1800’lü yıllarda İstanbullular sıcak yaz günlerinde serinlemek için deniz hamamlarını kullanırlardı. Bu hamamlar denizin bir bölümünü çevreleyen iskele, iskelenin bir kısmında kapalı mekanlar ve ortasında oluşan havuzcuktan meydana gelirdi. Günümüzde Salacak sahil hattında dağınık, güvensiz ve iletişimsiz deniz kullanımı, kent havuzlarının kamusal deniz kullanımı için oluşumunu destekler, kentliye; kentin suya açıldığı hem fiziksel hem kavramsal anlamda bütünleştiği alanlar sunar. Denizi içeri alan havuzların eski İstanbul hamamlarına da atıfta bulunarak hafıza mekanları haline gelmesi amaçlanmıştır.

Balıkçı Barınağı ve Paylaşım Amfisi_   Balıkçı barınakları balıkçıların, hem işi hem de sosyalleşme mekanlarıdır. Bugünkü haliyle kentlinin dahil olmasının pek mümkün olmadığı barınak için kamusal ortak alanlar yaratacak, deniz, insan ve balıkçılar arasındaki etkileşimi artıracak balıkçı barınağıyla bütünleşen bir paylaşım amfisi önerilmiştir. Yeni balıkçı barınağı, nerdeyse tüm günlerini orada geçiren balıkçılar için halka karışma, hikayelerini paylaşma olanağı sunarken, ziyaretçiler için denize karşı, amfide balık ekmeklerini yerken balıkçıların hayatlarına bir parça dahil olabilmeyi mümkün kılar.

Bio-Habitat_   Sahil hattında boydan boya tasarlanan sürekli yeşil koridor, kıyıyı her türden kullanıcı için erişilebilir ve algılanabilir kılmak amacıyla deniz üzerinde yeni bir rota oluşturur. Dolaşım sistemine eklenen yeni platform kentteki ekolojik bütünlüğü desteklemeyi amaçlar. Bölgedeki kuşlar için yeni bir boşluk oluşturan mekan, aynı zamanda Salacak kıyısındaki insanların deniz üzerinden Salacak’ı, falezleri ve kuşları izleyerek vakit geçirmesine imkan sağlar.

 


“Üsküdar, bir ulu rü’yayı görenler şehri

Seni gıbta ile hatırlar vatanın her şehri

Hepsi der: “hangi şehir görmüş onun gördüğünü?”

                                                                                     Yahya Kemal Beyatlı (İstanbul’un Fethini Gören Üsküdar)

 

Tarihi yarımadanın o naçizane silüeti Üsküdar için sadece bir seyir manzarası değildir. Çok derin hatıraları vardır. Nelere şahit olmuştur salacak sahili. Savaşlara fethe, coşkuya, hüzne… Hepsinin ağırlığı vardır üzerinde. Tarihi yarımadanın karşısında olmanın sorumluluğu vardır. Gördüklerini anlatma isteği vardır karşıyı selamlıyor olmanın verdiği çeki düzen ile... Bu sorumlulukla bir seyir rotası halini alır Salacak sahil hattı.

Kavuşma Rotası_   Üsküdar Meydanı’ndan Kız Kulesi’ne doğru uzanan rotanın, sahilin devamına kıvrılmadan devam etme isteği vardı sanki. Kavuşma Rotası, bu isteğe cevap olmayı amaçlarken hem yaklaşma arzusu hem uzaktan bakmanın güzelliğini hatırında tutar. Rotanın ucuna yaklaşınca sanki etrafta kimse, hiçbir şey yokmuşçasına, sağ taraf deniz, sol taraf deniz, Kız Kulesi’yle baş başa bırakır. İskele boyunca oluşan kademelenme seyir alanı olarak işlerken, rotanın sonundan kalkan kayıklar Kız Kulesi’ne ulaştırmak için beklerler.

Gelgit Tiyatrosu_    Manzaranın, tüm tarihi açık ettiği arka planda, dalgaların Sultanahmet’ten, Ayasofya’dan haber taşır gibi bir telaşla gelip gittiği manzarayı izletmek üzerine kendini var eder amfi. Alt kısmını dolduran ticari birim ve hemen yanı başında duran kent havuzuyla birlikte sosyal bir kompozisyon oluşturur. Önceden kestirilmemiş yeni senaryoların bir parçası olur. Karşılaşma taktikleri üretir zamanın akışında. Farklı gruplara toplanma mekanı olur, yalnızlığıyla sosyalleşenlere de kucak açar denizin dinginliğine karşı.

Kent Havuzları_   1800’lü yıllarda İstanbullular sıcak yaz günlerinde serinlemek için deniz hamamlarını kullanırlardı. Bu hamamlar denizin bir bölümünü çevreleyen iskele, iskelenin bir kısmında kapalı mekanlar ve ortasında oluşan havuzcuktan meydana gelirdi. Günümüzde Salacak sahil hattında dağınık, güvensiz ve iletişimsiz deniz kullanımı, kent havuzlarının kamusal deniz kullanımı için oluşumunu destekler, kentliye; kentin suya açıldığı hem fiziksel hem kavramsal anlamda bütünleştiği alanlar sunar. Denizi içeri alan havuzların eski İstanbul hamamlarına da atıfta bulunarak hafıza mekanları haline gelmesi amaçlanmıştır.

Balıkçı Barınağı ve Paylaşım Amfisi_   Balıkçı barınakları balıkçıların, hem işi hem de sosyalleşme mekanlarıdır. Bugünkü haliyle kentlinin dahil olmasının pek mümkün olmadığı barınak için kamusal ortak alanlar yaratacak, deniz, insan ve balıkçılar arasındaki etkileşimi artıracak balıkçı barınağıyla bütünleşen bir paylaşım amfisi önerilmiştir. Yeni balıkçı barınağı, nerdeyse tüm günlerini orada geçiren balıkçılar için halka karışma, hikayelerini paylaşma olanağı sunarken, ziyaretçiler için denize karşı, amfide balık ekmeklerini yerken balıkçıların hayatlarına bir parça dahil olabilmeyi mümkün kılar.

Bio-Habitat_   Sahil hattında boydan boya tasarlanan sürekli yeşil koridor, kıyıyı her türden kullanıcı için erişilebilir ve algılanabilir kılmak amacıyla deniz üzerinde yeni bir rota oluşturur. Dolaşım sistemine eklenen yeni platform kentteki ekolojik bütünlüğü desteklemeyi amaçlar. Bölgedeki kuşlar için yeni bir boşluk oluşturan mekan, aynı zamanda Salacak kıyısındaki insanların deniz üzerinden Salacak’ı, falezleri ve kuşları izleyerek vakit geçirmesine imkan sağlar.

 


“Üsküdar, bir ulu rü’yayı görenler şehri

Seni gıbta ile hatırlar vatanın her şehri

Hepsi der: “hangi şehir görmüş onun gördüğünü?”

                                                                                     Yahya Kemal Beyatlı (İstanbul’un Fethini Gören Üsküdar)

 

Tarihi yarımadanın o naçizane silüeti Üsküdar için sadece bir seyir manzarası değildir. Çok derin hatıraları vardır. Nelere şahit olmuştur salacak sahili. Savaşlara fethe, coşkuya, hüzne… Hepsinin ağırlığı vardır üzerinde. Tarihi yarımadanın karşısında olmanın sorumluluğu vardır. Gördüklerini anlatma isteği vardır karşıyı selamlıyor olmanın verdiği çeki düzen ile... Bu sorumlulukla bir seyir rotası halini alır Salacak sahil hattı.

Kavuşma Rotası_   Üsküdar Meydanı’ndan Kız Kulesi’ne doğru uzanan rotanın, sahilin devamına kıvrılmadan devam etme isteği vardı sanki. Kavuşma Rotası, bu isteğe cevap olmayı amaçlarken hem yaklaşma arzusu hem uzaktan bakmanın güzelliğini hatırında tutar. Rotanın ucuna yaklaşınca sanki etrafta kimse, hiçbir şey yokmuşçasına, sağ taraf deniz, sol taraf deniz, Kız Kulesi’yle baş başa bırakır. İskele boyunca oluşan kademelenme seyir alanı olarak işlerken, rotanın sonundan kalkan kayıklar Kız Kulesi’ne ulaştırmak için beklerler.

Gelgit Tiyatrosu_    Manzaranın, tüm tarihi açık ettiği arka planda, dalgaların Sultanahmet’ten, Ayasofya’dan haber taşır gibi bir telaşla gelip gittiği manzarayı izletmek üzerine kendini var eder amfi. Alt kısmını dolduran ticari birim ve hemen yanı başında duran kent havuzuyla birlikte sosyal bir kompozisyon oluşturur. Önceden kestirilmemiş yeni senaryoların bir parçası olur. Karşılaşma taktikleri üretir zamanın akışında. Farklı gruplara toplanma mekanı olur, yalnızlığıyla sosyalleşenlere de kucak açar denizin dinginliğine karşı.

Kent Havuzları_   1800’lü yıllarda İstanbullular sıcak yaz günlerinde serinlemek için deniz hamamlarını kullanırlardı. Bu hamamlar denizin bir bölümünü çevreleyen iskele, iskelenin bir kısmında kapalı mekanlar ve ortasında oluşan havuzcuktan meydana gelirdi. Günümüzde Salacak sahil hattında dağınık, güvensiz ve iletişimsiz deniz kullanımı, kent havuzlarının kamusal deniz kullanımı için oluşumunu destekler, kentliye; kentin suya açıldığı hem fiziksel hem kavramsal anlamda bütünleştiği alanlar sunar. Denizi içeri alan havuzların eski İstanbul hamamlarına da atıfta bulunarak hafıza mekanları haline gelmesi amaçlanmıştır.

Balıkçı Barınağı ve Paylaşım Amfisi_   Balıkçı barınakları balıkçıların, hem işi hem de sosyalleşme mekanlarıdır. Bugünkü haliyle kentlinin dahil olmasının pek mümkün olmadığı barınak için kamusal ortak alanlar yaratacak, deniz, insan ve balıkçılar arasındaki etkileşimi artıracak balıkçı barınağıyla bütünleşen bir paylaşım amfisi önerilmiştir. Yeni balıkçı barınağı, nerdeyse tüm günlerini orada geçiren balıkçılar için halka karışma, hikayelerini paylaşma olanağı sunarken, ziyaretçiler için denize karşı, amfide balık ekmeklerini yerken balıkçıların hayatlarına bir parça dahil olabilmeyi mümkün kılar.

Bio-Habitat_   Sahil hattında boydan boya tasarlanan sürekli yeşil koridor, kıyıyı her türden kullanıcı için erişilebilir ve algılanabilir kılmak amacıyla deniz üzerinde yeni bir rota oluşturur. Dolaşım sistemine eklenen yeni platform kentteki ekolojik bütünlüğü desteklemeyi amaçlar. Bölgedeki kuşlar için yeni bir boşluk oluşturan mekan, aynı zamanda Salacak kıyısındaki insanların deniz üzerinden Salacak’ı, falezleri ve kuşları izleyerek vakit geçirmesine imkan sağlar.

 


“Üsküdar, bir ulu rü’yayı görenler şehri

Seni gıbta ile hatırlar vatanın her şehri

Hepsi der: “hangi şehir görmüş onun gördüğünü?”

                                                                                     Yahya Kemal Beyatlı (İstanbul’un Fethini Gören Üsküdar)

 

Tarihi yarımadanın o naçizane silüeti Üsküdar için sadece bir seyir manzarası değildir. Çok derin hatıraları vardır. Nelere şahit olmuştur salacak sahili. Savaşlara fethe, coşkuya, hüzne… Hepsinin ağırlığı vardır üzerinde. Tarihi yarımadanın karşısında olmanın sorumluluğu vardır. Gördüklerini anlatma isteği vardır karşıyı selamlıyor olmanın verdiği çeki düzen ile... Bu sorumlulukla bir seyir rotası halini alır Salacak sahil hattı.

Kavuşma Rotası_   Üsküdar Meydanı’ndan Kız Kulesi’ne doğru uzanan rotanın, sahilin devamına kıvrılmadan devam etme isteği vardı sanki. Kavuşma Rotası, bu isteğe cevap olmayı amaçlarken hem yaklaşma arzusu hem uzaktan bakmanın güzelliğini hatırında tutar. Rotanın ucuna yaklaşınca sanki etrafta kimse, hiçbir şey yokmuşçasına, sağ taraf deniz, sol taraf deniz, Kız Kulesi’yle baş başa bırakır. İskele boyunca oluşan kademelenme seyir alanı olarak işlerken, rotanın sonundan kalkan kayıklar Kız Kulesi’ne ulaştırmak için beklerler.

Gelgit Tiyatrosu_    Manzaranın, tüm tarihi açık ettiği arka planda, dalgaların Sultanahmet’ten, Ayasofya’dan haber taşır gibi bir telaşla gelip gittiği manzarayı izletmek üzerine kendini var eder amfi. Alt kısmını dolduran ticari birim ve hemen yanı başında duran kent havuzuyla birlikte sosyal bir kompozisyon oluşturur. Önceden kestirilmemiş yeni senaryoların bir parçası olur. Karşılaşma taktikleri üretir zamanın akışında. Farklı gruplara toplanma mekanı olur, yalnızlığıyla sosyalleşenlere de kucak açar denizin dinginliğine karşı.

Kent Havuzları_   1800’lü yıllarda İstanbullular sıcak yaz günlerinde serinlemek için deniz hamamlarını kullanırlardı. Bu hamamlar denizin bir bölümünü çevreleyen iskele, iskelenin bir kısmında kapalı mekanlar ve ortasında oluşan havuzcuktan meydana gelirdi. Günümüzde Salacak sahil hattında dağınık, güvensiz ve iletişimsiz deniz kullanımı, kent havuzlarının kamusal deniz kullanımı için oluşumunu destekler, kentliye; kentin suya açıldığı hem fiziksel hem kavramsal anlamda bütünleştiği alanlar sunar. Denizi içeri alan havuzların eski İstanbul hamamlarına da atıfta bulunarak hafıza mekanları haline gelmesi amaçlanmıştır.

Balıkçı Barınağı ve Paylaşım Amfisi_   Balıkçı barınakları balıkçıların, hem işi hem de sosyalleşme mekanlarıdır. Bugünkü haliyle kentlinin dahil olmasının pek mümkün olmadığı barınak için kamusal ortak alanlar yaratacak, deniz, insan ve balıkçılar arasındaki etkileşimi artıracak balıkçı barınağıyla bütünleşen bir paylaşım amfisi önerilmiştir. Yeni balıkçı barınağı, nerdeyse tüm günlerini orada geçiren balıkçılar için halka karışma, hikayelerini paylaşma olanağı sunarken, ziyaretçiler için denize karşı, amfide balık ekmeklerini yerken balıkçıların hayatlarına bir parça dahil olabilmeyi mümkün kılar.

Bio-Habitat_   Sahil hattında boydan boya tasarlanan sürekli yeşil koridor, kıyıyı her türden kullanıcı için erişilebilir ve algılanabilir kılmak amacıyla deniz üzerinde yeni bir rota oluşturur. Dolaşım sistemine eklenen yeni platform kentteki ekolojik bütünlüğü desteklemeyi amaçlar. Bölgedeki kuşlar için yeni bir boşluk oluşturan mekan, aynı zamanda Salacak kıyısındaki insanların deniz üzerinden Salacak’ı, falezleri ve kuşları izleyerek vakit geçirmesine imkan sağlar.

 


“Üsküdar, bir ulu rü’yayı görenler şehri

Seni gıbta ile hatırlar vatanın her şehri

Hepsi der: “hangi şehir görmüş onun gördüğünü?”

                                                                                     Yahya Kemal Beyatlı (İstanbul’un Fethini Gören Üsküdar)

 

Tarihi yarımadanın o naçizane silüeti Üsküdar için sadece bir seyir manzarası değildir. Çok derin hatıraları vardır. Nelere şahit olmuştur salacak sahili. Savaşlara fethe, coşkuya, hüzne… Hepsinin ağırlığı vardır üzerinde. Tarihi yarımadanın karşısında olmanın sorumluluğu vardır. Gördüklerini anlatma isteği vardır karşıyı selamlıyor olmanın verdiği çeki düzen ile... Bu sorumlulukla bir seyir rotası halini alır Salacak sahil hattı.

Kavuşma Rotası_   Üsküdar Meydanı’ndan Kız Kulesi’ne doğru uzanan rotanın, sahilin devamına kıvrılmadan devam etme isteği vardı sanki. Kavuşma Rotası, bu isteğe cevap olmayı amaçlarken hem yaklaşma arzusu hem uzaktan bakmanın güzelliğini hatırında tutar. Rotanın ucuna yaklaşınca sanki etrafta kimse, hiçbir şey yokmuşçasına, sağ taraf deniz, sol taraf deniz, Kız Kulesi’yle baş başa bırakır. İskele boyunca oluşan kademelenme seyir alanı olarak işlerken, rotanın sonundan kalkan kayıklar Kız Kulesi’ne ulaştırmak için beklerler.

Gelgit Tiyatrosu_    Manzaranın, tüm tarihi açık ettiği arka planda, dalgaların Sultanahmet’ten, Ayasofya’dan haber taşır gibi bir telaşla gelip gittiği manzarayı izletmek üzerine kendini var eder amfi. Alt kısmını dolduran ticari birim ve hemen yanı başında duran kent havuzuyla birlikte sosyal bir kompozisyon oluşturur. Önceden kestirilmemiş yeni senaryoların bir parçası olur. Karşılaşma taktikleri üretir zamanın akışında. Farklı gruplara toplanma mekanı olur, yalnızlığıyla sosyalleşenlere de kucak açar denizin dinginliğine karşı.

Kent Havuzları_   1800’lü yıllarda İstanbullular sıcak yaz günlerinde serinlemek için deniz hamamlarını kullanırlardı. Bu hamamlar denizin bir bölümünü çevreleyen iskele, iskelenin bir kısmında kapalı mekanlar ve ortasında oluşan havuzcuktan meydana gelirdi. Günümüzde Salacak sahil hattında dağınık, güvensiz ve iletişimsiz deniz kullanımı, kent havuzlarının kamusal deniz kullanımı için oluşumunu destekler, kentliye; kentin suya açıldığı hem fiziksel hem kavramsal anlamda bütünleştiği alanlar sunar. Denizi içeri alan havuzların eski İstanbul hamamlarına da atıfta bulunarak hafıza mekanları haline gelmesi amaçlanmıştır.

Balıkçı Barınağı ve Paylaşım Amfisi_   Balıkçı barınakları balıkçıların, hem işi hem de sosyalleşme mekanlarıdır. Bugünkü haliyle kentlinin dahil olmasının pek mümkün olmadığı barınak için kamusal ortak alanlar yaratacak, deniz, insan ve balıkçılar arasındaki etkileşimi artıracak balıkçı barınağıyla bütünleşen bir paylaşım amfisi önerilmiştir. Yeni balıkçı barınağı, nerdeyse tüm günlerini orada geçiren balıkçılar için halka karışma, hikayelerini paylaşma olanağı sunarken, ziyaretçiler için denize karşı, amfide balık ekmeklerini yerken balıkçıların hayatlarına bir parça dahil olabilmeyi mümkün kılar.

Bio-Habitat_   Sahil hattında boydan boya tasarlanan sürekli yeşil koridor, kıyıyı her türden kullanıcı için erişilebilir ve algılanabilir kılmak amacıyla deniz üzerinde yeni bir rota oluşturur. Dolaşım sistemine eklenen yeni platform kentteki ekolojik bütünlüğü desteklemeyi amaçlar. Bölgedeki kuşlar için yeni bir boşluk oluşturan mekan, aynı zamanda Salacak kıyısındaki insanların deniz üzerinden Salacak’ı, falezleri ve kuşları izleyerek vakit geçirmesine imkan sağlar.

 


0005-W
0007-W

Salacak Kıyı Karakteri // Mekansal Beden - Ortak Kamusal Şahsiyet

“Akşam olurken, güneş, İstanbul şehrine altın terlerle işlenmiş bir kaftan giydirir. Salacak, bakışlı İstanbul'a bir ayna olup çıkar. Pembeler ve eflatunlar, 'mordan yeşile kaçan' renkler!”

Selim İleri (İstanbul Lale ile Sümbül, Doğan Kitap, s.69)

Salacak, Üsküdar ve Harem odak mekanları arasında ve konut bölgesindeki falezlerin altında yer alır. Kamusal alana ‘mekân’ olma olanağı kazandıran en önemli etken insanın onunla ilişkilenme biçimidir. [1] Bu açıdan bakıldığında Salacak sahili, geçmişten günümüze kadar avantajlı kent dokusuyla farklı kıyı kullanımları ve senaryolara ev sahipliği yaptığından yaşayan ve değişen bir kamusal mekandır. Bu mekanın zaman içinde biçimlenişi, toplumsal biçimlenişin de temelidir. Toplum çevreyi şekillendirirken, çevre de toplumu şekillendirir. Karşılaşmaların, tesadüflerin ve sosyal etkileşimlerin yaşandığı kamusal alanlar, mekansal bir bedene sahiptir. Mekansal beden, kamusal alanlarda açığa çıkan ve kentliler ile kentin bir bütün olduğunu ortaya çıkartan birleştirici bir öğedir.

Salacak Kıyı Karakteri // Mekansal Beden - Ortak Kamusal Şahsiyet

“Akşam olurken, güneş, İstanbul şehrine altın terlerle işlenmiş bir kaftan giydirir. Salacak, bakışlı İstanbul'a bir ayna olup çıkar. Pembeler ve eflatunlar, 'mordan yeşile kaçan' renkler!”

Selim İleri (İstanbul Lale ile Sümbül, Doğan Kitap, s.69)

Salacak, Üsküdar ve Harem odak mekanları arasında ve konut bölgesindeki falezlerin altında yer alır. Kamusal alana ‘mekân’ olma olanağı kazandıran en önemli etken insanın onunla ilişkilenme biçimidir. [1] Bu açıdan bakıldığında Salacak sahili, geçmişten günümüze kadar avantajlı kent dokusuyla farklı kıyı kullanımları ve senaryolara ev sahipliği yaptığından yaşayan ve değişen bir kamusal mekandır. Bu mekanın zaman içinde biçimlenişi, toplumsal biçimlenişin de temelidir. Toplum çevreyi şekillendirirken, çevre de toplumu şekillendirir. Karşılaşmaların, tesadüflerin ve sosyal etkileşimlerin yaşandığı kamusal alanlar, mekansal bir bedene sahiptir. Mekansal beden, kamusal alanlarda açığa çıkan ve kentliler ile kentin bir bütün olduğunu ortaya çıkartan birleştirici bir öğedir.

Salacak Kıyı Karakteri // Mekansal Beden - Ortak Kamusal Şahsiyet

“Akşam olurken, güneş, İstanbul şehrine altın terlerle işlenmiş bir kaftan giydirir. Salacak, bakışlı İstanbul'a bir ayna olup çıkar. Pembeler ve eflatunlar, 'mordan yeşile kaçan' renkler!”

Selim İleri (İstanbul Lale ile Sümbül, Doğan Kitap, s.69)

Salacak, Üsküdar ve Harem odak mekanları arasında ve konut bölgesindeki falezlerin altında yer alır. Kamusal alana ‘mekân’ olma olanağı kazandıran en önemli etken insanın onunla ilişkilenme biçimidir. [1] Bu açıdan bakıldığında Salacak sahili, geçmişten günümüze kadar avantajlı kent dokusuyla farklı kıyı kullanımları ve senaryolara ev sahipliği yaptığından yaşayan ve değişen bir kamusal mekandır. Bu mekanın zaman içinde biçimlenişi, toplumsal biçimlenişin de temelidir. Toplum çevreyi şekillendirirken, çevre de toplumu şekillendirir. Karşılaşmaların, tesadüflerin ve sosyal etkileşimlerin yaşandığı kamusal alanlar, mekansal bir bedene sahiptir. Mekansal beden, kamusal alanlarda açığa çıkan ve kentliler ile kentin bir bütün olduğunu ortaya çıkartan birleştirici bir öğedir.

Salacak Kıyı Karakteri // Mekansal Beden - Ortak Kamusal Şahsiyet

“Akşam olurken, güneş, İstanbul şehrine altın terlerle işlenmiş bir kaftan giydirir. Salacak, bakışlı İstanbul'a bir ayna olup çıkar. Pembeler ve eflatunlar, 'mordan yeşile kaçan' renkler!”

Selim İleri (İstanbul Lale ile Sümbül, Doğan Kitap, s.69)

Salacak, Üsküdar ve Harem odak mekanları arasında ve konut bölgesindeki falezlerin altında yer alır. Kamusal alana ‘mekân’ olma olanağı kazandıran en önemli etken insanın onunla ilişkilenme biçimidir. [1] Bu açıdan bakıldığında Salacak sahili, geçmişten günümüze kadar avantajlı kent dokusuyla farklı kıyı kullanımları ve senaryolara ev sahipliği yaptığından yaşayan ve değişen bir kamusal mekandır. Bu mekanın zaman içinde biçimlenişi, toplumsal biçimlenişin de temelidir. Toplum çevreyi şekillendirirken, çevre de toplumu şekillendirir. Karşılaşmaların, tesadüflerin ve sosyal etkileşimlerin yaşandığı kamusal alanlar, mekansal bir bedene sahiptir. Mekansal beden, kamusal alanlarda açığa çıkan ve kentliler ile kentin bir bütün olduğunu ortaya çıkartan birleştirici bir öğedir.

Salacak Kıyı Karakteri // Mekansal Beden - Ortak Kamusal Şahsiyet

“Akşam olurken, güneş, İstanbul şehrine altın terlerle işlenmiş bir kaftan giydirir. Salacak, bakışlı İstanbul'a bir ayna olup çıkar. Pembeler ve eflatunlar, 'mordan yeşile kaçan' renkler!”

Selim İleri (İstanbul Lale ile Sümbül, Doğan Kitap, s.69)

Salacak, Üsküdar ve Harem odak mekanları arasında ve konut bölgesindeki falezlerin altında yer alır. Kamusal alana ‘mekân’ olma olanağı kazandıran en önemli etken insanın onunla ilişkilenme biçimidir. [1] Bu açıdan bakıldığında Salacak sahili, geçmişten günümüze kadar avantajlı kent dokusuyla farklı kıyı kullanımları ve senaryolara ev sahipliği yaptığından yaşayan ve değişen bir kamusal mekandır. Bu mekanın zaman içinde biçimlenişi, toplumsal biçimlenişin de temelidir. Toplum çevreyi şekillendirirken, çevre de toplumu şekillendirir. Karşılaşmaların, tesadüflerin ve sosyal etkileşimlerin yaşandığı kamusal alanlar, mekansal bir bedene sahiptir. Mekansal beden, kamusal alanlarda açığa çıkan ve kentliler ile kentin bir bütün olduğunu ortaya çıkartan birleştirici bir öğedir.

0018-W
0013-W
0007-W
0018-W
0021-W
0002-W
0014-W
0008-W
0015-W
0010-W
0016-W
0004-W
0012-W
0003-W

Tüm içeriğin telif hakkı KAA Works'e aittir ve izinsiz  çoğaltılamaz.

© 2020 KAA Works. Tüm hakları Saklıdır